12,00

çeviren
editör
kapak
grafik tasarım
SANRI Yayın No.2
Haziran, 2021
14 sayfa, 15×15 cm

Miladi 1966 senesinde, “aşağı bakmamakta” direten Berkeley öğrencilerini nihayet susturacağını ve San Quentin hapishanesindeki idam mahkumlarını “temizleyeceğini” temin ederek muhafazakar kitlelerin desteğini arkasına alan Ronald Reagan, Kaliforniya valisi seçildi. Aynı yılın 15 Kasım’ında, San Fransisco polisi Psychedelic Book Shop ve City Lights Bookstore’a düzenledikleri baskında kitabevi çalışanlarını “satma amacıyla pornografik materyal bulundurdukları” gerekçesiyle tutukladı.

Bahsi geçen suç unsuru, Kandel’in Aşk Kitabı’ydı.

67 Nisan’ında, hemen hemen her kioskta hardcore pornografiye ve “erkek dergileri”ne alenen ve devletin cinselliğe dayattığı yasal hudutları zorlamaksızın ulaşılabilen bir dönemde mahkemeye çıkan Kandel, kendisine şiirinin dinî bir metin olarak mı değerlendirilmesi gerektiği sorulduğunda: “Evet. Ve aşk yapan herkes kutsaldır.” cevabını verdi.

Yaklaşık 10 saat süren müzakerenin ardından jüri, sanıkları suçlu buldu ve söz konusu eserin hiçbir şekilde kamu yararına hizmet etmeyen müstehcen bir neşriyat olduğu hususunda mutabakata vardı. Karar 71 yılında bozuldu. Davanın ardından yalnızca 100 nüshası satılmış olan Aşk Kitabı yaklaşık 20.000 satışa ulaştı. Buna istinaden Kandel, kitap satışlarından elde ettiği gelirin yüzde birini Police Retirement Association’a bağışladı.

“Bir toplum şairlerinden korkuyorsa, kendinden korkuyordur. Kendinden korkan bir toplumsa, yalnız bir başka tanımıdır cehennemin.”

Cinselliğin kökeni ve düzlemi gerek ontolojik olarak gerekse kapitalist kültürün gösterisinde güçlü bir eril zeminde budaklanır. “Fallusa dayanan cinsellik kendi sınırlarına giren dişiyi soğurur ya da kendisiyle beraber yok eder.” (Baudrillard) Bu noktada cinselliğin ıssızlığının dışında kalan haz ve baştan çıkarma cinsellik soyutlamasının öncesinde yegane hareket alanını sunar bize. Baştan çıkarıcılık bedenden ve fallik imgelemden bağımsız bir özgürleşmenin önünü açar. İktidarın sunduğunun aksine baştan çıkarıcı da arzu nesnesi de tikel anatomilere ait değildir.

Kadın bedeninin erkek bakışıyla erotize edilmesi ve bunun zıddının noksanlığı baştan çıkarma ve cinselliğin dengesiz ve iktidar tarafından manipülasyona açık bir tasavvuruna neden olur. Baştan çıkarma kadınlığa sabitlendikçe cinsellik de erilliğe sabitlenir. Kandel bu kutuplaşmış sabitlemeyi baltalıyor. Onu baştan çıkaran ve arzudan titreten sevgilisinin sikine duyduğu tutkuyu bahsetmekten çekinmiyor —sik kelimesini duyunca yüzü gerilenlerin aksine. Dişile atfedilen estetikten bağımsız olarak yırtıcı bir arzuyla bahsediyor sevgilisinden. Onu fallusunda değil klitorisinde hissediyor. Aşk Kitabı erkek bedeninin ve kadın arzusunun, kadın bedeni ve erkek bakışıyla gölgelenişine karşı hem tarihsel hem de edebi bir manifesto niteliğinde.

Sistemin görünümler evreninin hükümdarını, dişilliği araçsallaştırışı, iktidarın kadını görünümler evrenine hapsetmesine olanak sağlar. Erkek bedeninin ve kadın bakışının kazanılışı, kadının da içerik ve tutkuya arzulayan haline gelmesi görünümlerden hakikat düzlemine geçiş ve bu paradigmanın yıkılışı için gerekli kavramlardır. Görünümlere, kadın bedenine sıkıştırılmış cinsellik imgesi arzudan, bedenin hakikatinden uzaklaştırır.  İşte bu noktada arzulanan erkek ve arzulayan kadının önemi belirginleşir. Erkeği tutkuyla arzulayan, seven ve sevilen Lenore, anatomik olarak kutuplaştırılmış, gösteri ve görünüm dünyasında araçsallaştırılmış cinsellikte cisimleşen ve eriyen beden hakikati karşısında yalnızca bir baştan çıkaran konumuna sıkıştırılan kadının vajinasından sıyrılıp klitorisine kavuşmasını sağlar.

Lenore Kandel’in Aşk Kitabı, 2021 Türkiye’sinde, Türkçede.