eski bir mektubu okurken altını çizmeyeceğim cümleleri karaladım mektup yine yeni hem de ön son söz

Sayfanın sağ üstünde bir leke var. Kalemin mürekkebi kuru- muş mu diye kontrol ederken yaptım. Bu açıklamayı ve lekeyi (mektubu şiir olarak kabul edersen) şiirin bir parçası olarak kabul edebilirsin.

Her leke aynı zamanda renktir de. Bu fikir belki lekeyi çağrış- tırdıkları gereği çıkarılması gereken olmaktan kurtarır, lekeye değer yükler. Çünkü leke yüzeyi özgün kılar.

Aynanın önünde, sırtımdaki tırnak lekelerine bakarken düşün- düm: Beni özel kıldın. Burada artık iz kelimesini kullanmak makul olabilir ama hayır! İz geçmiştir. Açıklanır. Leke, aksine (henüz) geçmemiş olandır; gizemini korur. Kendi katı, duyula- bilir hacmi vardır.

İz yüzeyi kazıyarak, eksilterek var olur, leke ise eklenerek. Sen şimdi (lik?) bir iz değil lekesin; zemini bozmadın, rengini ya- madın. Umarım durduğun vazdan geçip seni çıkarmak uğruna kendimi kazımak-eksiltmek istemem.

Bu açıklasın diye yazılmış mektup. Çok fazla soru barındırı- yor. Gelecekte ikimize de biraz utanç verecek. Çünkü şimdi ce- vap uyduramadığımız her şeyi soru zannedecek kadar hamız.

Cevap arayacak kadar çiğ! Önce olgunlaşmalı sonra pişmeli. Sonu aynı olsa da sonuç yolun toplamı. Kestirmeden gitme- meli. Kestirmeden gitmeli.

Hacmin kendisine hâkim kalmak gayretiyle, suriçinden taşra- ya uzanıyorum. Tekrar. Tabanvay, yineyi yana yâne yeni kılar. Ne atım var, ne yaverim. Deli bile değilim.